12 Temmuz 2011 Salı

Topu geri alalım!


Çoğumuzun medya hikayesinde önemli bir adım olan Verkaç geri döndü. Hem de şike davalarının başladığı bir dönemde. Şimdi topu oyundan alıp, mahallenin arsasına doğru degaj yapma zamanı.

Verkaç futbol bloglarındaki “1. dalga” dönemine denk düşüyor. En heyecanlı yazılarımızı bu satırlarda yazmış, kıyasıya futbol tartışmalarına girişmiştik. Sonra her birimiz başka bir tarafa savrulduysak da artık kendi aramızda gözü kapalı oynayan bir takım hâline gelmiştik bile. Başka mecralarda topu araya attık, savunmanın arasına sarkan kimse olmadı. Savunmayı öne çıkarttık, ofsaytı bozanlar oldu. Her biraraya geldiğimizde “Verkaç, yeniden” diye bir kuple mırıldandıysak da başımızı kaldırıp bir şey yapamadık. Ta ki, Fırat İşbecer’in “So tell the boys that we are back in town” başlıklı e-mailine kadar. Şimdi herkes birbirine “lütfen önden sen” diyor, ben de “haydi ya nasip” diyerek kolları sıvadım. Bakalım eskisi gibi olacak mı?


Eskisi gibi olamayabilir çünkü biz Verkaç’ta kalem oynatmaya başladığımız dönemde henüz öyle medyayla fazla içli dışlı olmamıştık. Futbola daha saf, daha temiz gözlerle bakıyor ve hatta daha “taraftar” olarak yazıyorduk. Ancak medyada, özellikle de spor medyasında bir miktar zaman geçirince bugün patlak veren şeyler hakkında ufak ufak bilgiler edinmeye başlıyorsunuz. Kendi adıma söyleyeyim; benim açımdan futbol adına hiçbir şey eskisi gibi değil.

Sevgimiz kirli kasanın açılmaz kilidi oldu

Bu oyunun koca bir kasadan başka hiçbir şey olmadığı son olaylardan alınacak en önemli ders olmalı. Sevgimiz, taraftarlığımız, desteğimiz, kirli bir kasanın açılması çok zor kilidi gibi. Bundan sonra satırlarımızı bu kilidin açılmasına hizmet edecek şekilde kullanmak istiyorum.

Çünkü, Aziz Yıldırım için sokaklara dökülüp eziyet gören Fenerbahçe taraftarlarının, belki de biber gazının etkisiyle dünyayı net göremiyor olmasına kızgınım.

Çünkü bir taraftan “medya yürüyüşü haber yapmıyor” deyip, haber yapmaya gelen muhabirlerin linç edilmeye kalkışılmasına kızgınım.

Çünkü diğer kulüp taraftarlarının şikenin gerçek olması için dualar edip, rakibini bu şekilde bile olsa yenmek istemesine kızgınım.

Çünkü bugün idareten karar vermeye çalışanların gözünde ne Fenerbahçe’nin âlî çıkarları ne de Aziz Yıldırım’a duydukları sınırsız sevgi bulunuyor.

Bugün Fatih Altaylı, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Türkiye’deki futbol ekonomisinin %80’ini oluşturduğunu yazmış. İşte bunun peşinde herkes. Alınan her karar, atılan her adım, bu ekonomik düzenin korunması üzerine kurulu.

O yüzden bugün sadece bu oyunda başrol üstlenen takımların değil, tüm takım taraftarlarının futbola taraf olması gerekiyor. Gerçek futbola.

Yere batsın marka değeri

Mahallede büyüyüp takımın formasını sırtına geçirmeyi başaran, saf bir futbol sevgisiyle oyunun oynandığı, oynayamayanların saf bir sevgiyle tribünleri doldurduğu günlere dönmek için tüm taraftarların bugün omuz omuza vermesi gerekiyor.

Önce şu futbol endüstrisini yıkalım hep beraber. Şu “futbolun marka değeri” denilen zırvalığı bir yerlere çalalım. Şu bilet fiyatları halkın satın alabileceği yere kadar bir düşsün. Şu havuz ihalelerini alanların elinde patlasın o kutular. Şampiyonlar Ligi mi? Hayır arkadaş! O topu para için oynamasın kimse…

Ya da biz öyle bir oyun içinde olmayalım. Her şey yansın, sonra biz yine rekabet ederiz. Atamadığınız gollerle yıkılıp, kazandığımız derbilerle çıldıralım. Ama başrolde tuttuğumuz takımların renkleri olsun. Kapkara bir mafya dünyası değil!

2 yorum:

  1. Arabaların altına kaçan toplara, sokaktan her geçtiklerinde kendilerine çarpan toplara aldırış etmeden yürümeye devam eden amcalara ve teyzelere, "kaleye geç lan" diye bizi kenardan çağıran mahallemizin abilerine, maçın en heyecanlı anında, "bırak topu eve gel, baban geldi" diye pencereden sarkan annelerimize, mahallenin camcısı Kadir ustaya, Mekap ayakkabı üreticilerine...... selam olsun. Hoşgeldin VERKAÇ.

    YanıtlaSil
  2. VERKAÇ geri dönmesine çok sevindim hemen konuya gireyim bu iş tamamen klüplere bağlı klüpler fedarayona ne diyorsa o yapılıyor marka değerini diye düşürmeyin dediler gizliden vede fedarayon bunu duyunca rahatladı ve ligler aynen devam kararı aldı.Bu karar açıklandığında eger tuttuğum takım galatasary tepki göstermez ise bırakacak kadar da sinirliydim ki ünal başkan tepkisini gösterdi isterse klübe para girmesin oyuncu alınmasın ben galatasarayı gene izlerim maaddiyat benim için sıfırdır para futboluda....

    YanıtlaSil